Hoşgeldiniz: Prof. Dr. Necati Demir - www.necatidemir.net / www.necatidemir.tk
 Yeni Kullanıcı / Giriş Şu ana kadar 3330435 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Nisan 2007  
Menü

Benim Köşem
· Sunuş
· Bahtiyar Vahapzade
· Türk Ninnilerinin Dili
· Türkiye'nin Bekçisi
· Nevruz
· Pileki/Bileki
· Karatekin Gazi

Uyarı

Bu sitedeki yazılar, yazarının önceden izni olmadan elektronik, mekanik, fotokopi veya herhangi bir kayıt sistemiyle çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve depolanamaz.


Ödüller
Gazi Üniversitesinden Yayın Ödülü
2012

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN TEMEL DEĞERLERİ İLE TÜRK MİLLETİNİN MADDİ VE MANEVİ DEĞERLERİNİN GELİŞTİRİLMESİ”NE HİZMET ÖDÜLÜ
2011

2010 Yılı Türk Halk Bilimine Hizmet Ödülü
2010

2008 Yılı Türk Halk Kültürüne Hizmet Ödülü
2008

Dergi-Sempozyum

Türkçe Eğitimi ve Öğretimi Araştırmaları Dergisi

Gazi Üniversitesi 1. Uluslararası Türkçe Eğitimi Sempozyumu

1. Uluslararası Türkçe Öğretimi Öğrenci Kongresi

Türkçe Araştırmaları Akademik Öğrenci Dergisi

Avrupa'ya Türk Göçü'nün 50. Yılında Türkiye - Avusturya İlişkileri Sempozyumu


www.wir-kinder.de
www.wir-kinder.de

Hit
Şu ana kadar
3330435
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Nisan 2007

Hava Tahmin
İstanbul Ankara
İzmir Antalya
Adana Bodrum

Google Arama
Google



Sigaraya Hayır



DERGİ, GAZETE ve TURİST REHBERLERİNDE TÜRKİYE'DEKİ YER İSİMLERİNİN YAZILIŞI ÜZERİNE
Dergi, Gazete ve Turist Rehberlerinde Türkiye'deki Yer İsimlerinin Yazılışı Üzerine




Yazının Tamamı [*.pdf]


Türkçe, yabancı dillerin tesirinde kalmak bakımından pek çok kötü tecrübe yaşamıştır. Bu kötü tecrübelere karşı feryatlar Köktürk Dönemi'ne kadar inmektedir. Kül Tigin ve Bilge Kagan Abideleri'nde Türklerin yaptığı hatalar arasında sayılan, "Türk beyleri Türk adını bıraktı, Çinlilerin unvanını aldılar" ifadesi, kötü bir tecrübenin sonraki bütün nesillere ulaştırılması için taşa kazınmasından başka bir şey değildir. Çünkü Türkler kendi adlarını bırakıp unvanını aldıkları millet karşısında çok kötü bir varlık yokluk mücadelesi vermiştir. Fakat her nedense birkaç yüzyıl sonra aynı hatalar tekrar edilmiştir.

İçine girdiği medeniyet dairesinin dümen suyundan gitmeye başlayan Uygurlar; Çince, Tibetçe, Sanskritçe ve Soğdakçadan önce tercümeler yaparak dil birlikleri almıştır. Bu dil birlikleri daha sonra günlük hayata kadar uzanmış ve pek çok sıkıntılara mal olmuştur.

Türkler, zamanla bu sıkıntıyı da unutmuşlar, Anadolu'ya yerleşme mücadeleleri verdikleri günlerde Farsça ve Arapçayı eğitim ve devlet işlerinde kullanmışlardır. Farsça ve Arapça kullanımı günlük hayata da ileri derecede yansımıştır. Türk toplumunun ve Türkçenin bunaldığı bir zamanda, Karamanoğlu Mehmet Bey'in devlet ve millet hayatının her kesiminde Türkçenin kullanılacağı konusundaki meşhur buyruğu ile bu sıkıntı da aşılmıştır.

Türk milleti, Karamanoğlu Mehmet Bey'in gösterdiği yolun aydınlık olduğunu hemen fark etmiştir. Bu yüzden Eski Türkiye Türkçesi, Türkçenin en sade ve en temiz kullanıldığı devirlerinden biri durumuna gelmiştir.

XV. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Arapça ve Farsçanın Türkçe üzerindeki hâkimiyeti yeniden ortaya çıkmıştır. XIX. yüzyılın başlarında çatlak sesli koroya Batı dilleri de dâhil olmuştur. Bu yüzyılın sonlarına gelindiğinde Türkçe yeniden can çekişmeye başlamıştır. Dildeki kararsızlık, bozulmuş hayat düzeni, niteliği anlaşılamayan düşünceler, karmaşık sevgiler, bulanık duygular Türkiye Türklüğünü çok ciddî sıkıntılara sokmuştur. Çünkü bu defa Türkiye Türklüğü dil bakımından takip ettiği batı dünyasına karşı varlığını devam ettirmeye çalışmıştır. Türkiye Türklüğü, dil bakımından takip ettiği Batı Dünyası karşısında varlık yokluk mücadelesi vermiştir.

Türk aydınlarının feryatları gök kubbede uzun süre yankılanmış, Türkçeyi ayaklarının üzerine dikmek için Mustafa Kemal Atatürk, 1932 yılında Türk Dil Kurumunu kurmuş, zamanın aydınlarının tamamına yakınını da yanına alarak 26 Eylül 1932'de Türk Dili Kurultayı'nı toplamıştır. Atatürk: "Yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır" diyerek Türkçenin gidişine yön vermiş, dilimizi bu karmaşadan kurtarmayı başarmıştır.

Atatürk'ün bu konuda verdiği mücadeleler çok çabuk unutulmuş, O'nun ölümünden kısa bir zaman sonra eski keşmekeşlik yeniden ortaya çıkmış ve Türkçe yeniden içinden çıkılması güç bir bataklığa sokulmuştur. Bu durum Türk aydınlarının feryatlarına ve bütün gayretlerine rağmen düzelmemiştir. Sonuçta Türkçenin bozulması, toplum ve devlet hayatının hemen her kesimine yansımış ve birinci derecede öncelikli sorun hâline gelmiştir.

Birinci derecede öncelikli sorunun en önemli konularından biri de basın ve sözlü yayınlarda Türkiye'deki yer isimlerinin yazılışı veya söylenişi ile ilgilidir. Türkiye'deki hemen her yerin binlerce yıl önceki yer isimleri bulunup yarış edercesine yayımlanmaktadır. Türkiye'deki yer adlarının yabancı biçimlerini yayımlamak için adeta fırsat aranmaktadır. Bu konuda ulusal dergi ve gazeteler, turist ve seyahat rehberleri en önde gitmektedirler. Gözden kaçan ve son yıllarda giderek artan bu çirkinliğe şöyle bir kısaca göz atmak gerekmektedir:









Copyright © Prof. Dr. Necati Demir - www.necatidemir.net / www.necatidemir.tk Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2008-01-24 (5093 okuma)

[ Geri Dön ]
Content ©
İstiklâl Marşı


Türklerin Dünyası Enstitüsü

I. Uluslararası Türklerin Dünyası Sosyal Bilimler Sempozyumu

Türklerin Dünyası Dergisi
Zeitschrift für die Welt der Türken / Journal of World of Turks [ZfWT]
Yirmidördüncü sayımız Vol. 9, No. 1 (2017) yayınlanmıştır.

Özlü Söz

Şimdi gerçek olan, bir zamanlar yalnızca hayalimizdi.
(William Blake)


Gazi Üniversitesi - Gazi Eğitim Fakültesi

Yayımlanan Kitaplarımız
























Son Dakika

Pano

oyun komedi sohbet


PHP-Nuke Copyright © 2005 by Francisco Burzi. This is free software, and you may redistribute it under the GPL. PHP-Nuke comes with absolutely no warranty, for details, see the license.
Sayfa Üretimi: 0.03 Saniye


EBlue Theme by Nuke Scripts.