|
Ödüller
|
 2012
 2011
 2010
 2008 |
|
|
Uyarı
|
Bu sitedeki yazılar, yazarının önceden izni olmadan elektronik, mekanik, fotokopi veya herhangi bir kayıt sistemiyle çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve depolanamaz. |
|
|
Hava Tahmin
|
 |  | | İstanbul | Ankara |  |  | | İzmir | Antalya |  |  | | Adana | Bodrum | |
|
|
Hit
|
Şu ana kadar 1221047 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Nisan 2007 |
|
|
Sigaraya Hayır
|
 |
|
|
Google Arama
|
 |
|
|  |
SUNUŞ Sunuş
Sayfa: 1/3
Kültür, bir millet veya topluluğa özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünüdür. Tarihî ve toplumsal gelişme süreci içerisinde yaratılan maddî ve manevî değerlerin tamamıdır. Kültür; toplumları birleştirir, bütünleştirir, barış içerisinde yaşamalarını sağlar.
Kültürümüzün çok uzun bir geçmişi ve muazzam bir derinliği bulunmaktadır. Bu yüzden çok büyük bir zenginliğe ve köklü bir yapıya sahiptir. Bu yüzden Mustafa Kemâl Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini yüksek Türk kültürü olarak belirlemiştir.
Kültürümüzün en önemli görevlerinden biri de eğitimdir. Okul kavramının ve okulların olmadığı zamanlarda eğitimin bütün çeşitleri halk kültürü ile yapılmaktaydı. Yani halk, tecrübeleriyle kültürünü oluşturuyor, onunla nesillerini eğitiyordu. Bu kültür unsurlarının bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
1. Ninniler: Ninnilerle 0-6 yaş arası çocuklar eğitilmekte, çok küçük yaştan itibaren hayata hazırlanmaktaydı. Çocuk ufku ninnilerle geliştirilmekte, yüksek seciyeli bir insan olmasının temeli atılmaktaydı. Alpliğe veya bilgeliğe hazırlanan çocuğa söylenen şu ninni, sadece bir örnektir:
Benim oğlum yiğit/bilge olacak
Güzel eli kılıç/kalem tutacak
Düşmanı önüne katacak/önünde eğilecek
Ninni benim kuzuma ninni
2. Çocuk Oyunları: Çocuk oyunları, gerçek hayata hazırlama okuludur. Gerçek hayattaki meselelerin biraz hafifletilmiş şekilleridir. 6-15 yaş arası çocuk eğitimi içindir. Ok yay oyunu, başkan seçme, kurt koyun, esir almaca, eşkıya, ... gerçek hayata hazırlamak içindir. Birdirbir, ip atlama, köşe kapmaca, seke, "Tavşan kaç, tazı tut", yağ satarım bal satarım, kaydırak, ip atlama, ... ise beden idmanı bakımından çok önemlidir. Üç taş, dokuz taş, saklambaç, .... da beyin faaliyetlerini geliştirmeye yöneliktir. Çocuk oyunları vücut yani beden, beyin idmanı, yarışma, rekabet, sürat, enerji, örgütlenme için önemlidir. Çocuğu ileriki hayata hazırlamada önemli bir kilometre taşıdır. Bu tür oyunları oynamış çocuklar, yani günümüzün büyükleri kararlı, cesur, yaratıcı ve olgundur. Pratik bir zekâ yapısına ve çoğunlukla sağlıklı bir vücuda sahiptir.
3. Mâniler: Mâni, Türkiye'de atma türkü, imece türküsü, eski türkü, dömbelekçi türküsü isimleriyle de bilinmektedir. Mâni zor olan işlerde, zorluğu bir parça azaltmak, zor işi kolay ve eğlenceli hâle getirmek için genellikle karşılıklı olarak, türkü atarak söylenir. Yaşlı ve bu konuda tecrübeli olanlar, karşılıklı olarak veya tek başına mâni söylerken gençler de çeşitli şekillerde kısmetini almaktadır. İletilecek mesajı estetik bir biçimde dile getirmek ise genellikle gençler arasında görülmektedir. Genç erkekler ve kızlar gönül meselelerini iletmek veya iletilen gönül meselelerine cevap vermek için genellikle mâni söylemek yolunu seçerler. Teknolojinin gelişmesi, göçlerin yoğunlaşması ve yaygınlaşması bunlara bağlı olarak tarım alanlarının daralması ile imece geleneği ortadan kalkmıştır. Her nedense gönül meseleleri ve gönül meselelerinin iletilmesi de kimlik değiştirmiştir. Bunların sonucu olarak mâni söyleme geleneği de zayıflamıştır. Konu bütünlüğü olmayan, kafiyesi bozuk, hece sayısı eksik veya fazla mâniler bunun bir göstergesidir.
Mânilere genel anlamda bakıldığında, Türk insanın sosyal, ekonomik, kültürel yapısının çok güzel bir biçimde yansıtıldığı görülecektir. Daha ayrıntıya inecek olursak giyim, kuşam, mutfak, mimarî, ... açık bir şekilde gözler önüne gelmektedir. Net bir biçimde akseden diğer bir konu da coğrafî yapıdır. İnişler, çıkışlar, dereler, tepeler, ırmaklar, ormanlar, yaylalar, tarlalar, harmanlar, mısır ve fındık bahçeleri, meyve bahçeleri; dahası güzel Türkiye'miz canlı bir tablo gibi göz zevkine sunuluyor gibidir. Diğer bir deyişle derleyebildiğimiz yaklaşık on bin mâni, Türkiye'nin güzel bir aynasıdır.
4. Masallar: Masallar ise ahlâk terbiyesi bakımından çok önemlidir. Masalların büyük çoğunluğunun şahıs kadrosu kötü ve iyi insanlardan veya nesnelerden oluşur. Hemen her masalda iyiler, kötülüklerle çatışır. Ama en sonunda hep iyiler galip gelir. Sürekli masal dinleyen bir çocuk bu bakımdan kendini eğitir. Sonunda hep iyilerin kazançlı olduğunu görünce iyi bir insan olmak için elinden geleni yapar. Yüzü nurlu yaşlılarımızın her konuda olumlu düşünmesinin temelinde bu yatmaktadır. Çünkü onlar masalları dinleyerek büyüdüler.
5. Fıkralar: Fıkralar yalnızca gülmek, gülümsemek için değillerdir. Fıkraların sosyal hayatta çok önemli yerleri vardır. Bunun en güzel örneği Osmanlılar dönemidir. Osmanlılar döneminde pek çok insan tipi bir arada barış içerisinde yaşamıştır. Bu farklı insan tipleri bir arada yaşarken birbirilerini eleştirmişler, ama bunu fıkra yoluyla yapıp hem de eğlenmesini bilmişlerdir. Temel Dursun, Bekri Mustafa, Bektaşi, Nasreddin Hoca fıkraları bunun örnekleridir.
Sonraki Sayfa (2/3)  |
|
|  |
|
İstiklâl Marşı
|
 |
|
|
Özlü Söz
|
Şimdi gerçek olan, bir zamanlar yalnızca hayalimizdi. (William Blake) |
|
|
Pano
|


|
|
|