|
Uyarı
|
Bu sitedeki yazılar, yazarının önceden izni olmadan elektronik, mekanik, fotokopi veya herhangi bir kayıt sistemiyle çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve depolanamaz. |
|
|
Hava Tahmin
|
 |  | | İstanbul | Ankara |  |  | | İzmir | Antalya |  |  | | Adana | Bodrum | |
|
|
Hit
|
Şu ana kadar 337348 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Nisan 2007 |
|
|
Google Arama
|
 |
|
|
Sigaraya Hayır
|
 |
|
|  |
Türklerin Dünyası Dergisi
![[ZfWT] Zeitschrift für die Welt der Türken / Journal of World of Turks](images/demir/images/zfwt.jpg)
Dergimiz ikinci sayısı yayınlanmıştır.
Dergimiz 2010 yılı içerisinde Nisan, Ağustos ve Aralık aylarının 15’inde olmak üzere üç sayı olarak yayımlanacaktır. Birinci sayı için son makale gönderme tarihi 15 Mart 2010, ikinci sayı için 15 Temmuz 2010, üçüncü sayı için ise 15 Kasım 2010 olarak belirlenmiştir.
|
|
.
Amazon.co.jp, Amazon.co.uk, Boek.net,
exlibris.ch,
lesen.ch, bookya.de, ebaY.fr, tuerkische-sagen.de,
kinderboeken.nl,
Bookplus.fi,
libreka.de,
Amazon.de,
Libri.de,
Twenga.de,
DeutschesFachbuch.de,
ebaY.at,
ebaY.be,
ebaY.de,
ebaY.nl,
buch.ch,
buecher.de,
HOEPLI.it,
SZ-Shop.de,
BuchBote.de,
Hugendubel.de,
Zeno.org,
novumverlag.at,
Bides.de,
rezeptschmiede.de,
cooceo.de,
deknigi.com,
soundmedia.ch,
bookya.de,
moov.cc,
StudieBoeken.nl,
newstin.ae,
buch-cd-dvd.eu, ibit.uni-oldenburg.de, bogpriser.dk, amazonka.pl, buchhandel.de, studieboeken.nl, tak.com.tr, kaltenleutgeben.bvoe.at, buch24.de, pressemitteilung.ws, notebook.cx,
newstin.cz,
israelim.info,
blog.fc2.com,
priceminister.co.uk,
searchworks.stanford.edu |
|
Basından
'Anadolu'ya 1071'den 1000 yıl önce
geldik'
Prof. Demir, Mesudiye'de bulunan resim ve figürlerin M.S. 1
ve 2.yy'dan kalan Türk yazıları olduğunu ileri sürerek, "Bu eserler Türklerin
Peçenek boyuna ait olabilir" dedi.

Ordu'nun Mesudiye ilçesi Esatlı köyünde bulunan kayalar
üzerine çizilmiş resim ve figürlerin M.S. 1 ve 2. yy'dan kalan Türk yazıları
olduğu öne sürüldü. Konu üzerinde yıllarca çalışan ve bulgularını kamuoyu ile
paylaşan Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necati
Demir, bilinenin aksine Türklerin Anadolu'ya 1071'den bin yıl önce geldiğini öne
sürdü. Köydeki çeşitli kayaüstü resim ve figürlerini incelediğini belirten
Demir, bunların Ön-Türklerin kullandığı runik yazılar olduğunu, şekil ve
yazıların M.S. 1 ile 2. yüzyılda yazıldığını öne sürdü. Buradaki eserlerin, o
tarihte Anadolu'ya gelen Türklerin Peçenek boyuna ait olabileceğini belirten
Demir, böylece Orhun Yazıtları'ndan daha eski Türk yazısına ulaşılmış olduğunu
savundu. Kendisinin de Esatlı'ya 15 kilometre mesafedeki Kumanlar Köyü'nde
doğduğunu, 1994 yılında keşfedilen yazı ve resimleri o yıldan bu yana
incelediğini kaydeden Demir, şu bilgileri verdi: "Esatlı Köyü kaya üstü resim ve
yazılarının Türk karakterli olduğu, Türk kültürünün bir parçası olduğu tartışma
götürmez bir gerçektir. Peçenek Türkleri tarafından yazılmış olabileceğini
düşünüyorum. Gök tanrı inancına bağlı Türkler, belirledikleri dağların
tepelerine oba kuruyorlardı. Ayrıca bir de kurban yeri belirliyorlardı. 'Ay'a
kurban olarak sundukları hayvanların resimlerini kayalara çiziyorlardı. Esatlı
köyünde bulunan kaya üstü resimleri ve yazılar, çevreye hâkim yüksek bir
noktada. Resim ve yazılar, arazinin yüksekliği dikkate alınarak buraya
nakşedilmiş."
Tamamını okumak için tıklayınız...
Ninni bebeği hayata hazırlıyor
Prof. Dr. Necati Demir, Türk kültüründe yer alan, bugün ise pek rağbet edilmeyen 'ninni geleneğinin' aslında içinde bebeği hayata hazırlayan bir eğitim sistemini barındırdığını söyledi.

Ninnilerin bebekleri uyutmanın yanında, bebekleri eğlendirmek, onları sevmek, iletişim kurmak için söylendiğini, Türk milletinin bebek ve küçük çocuklarıyla ninniler vasıtasıyla iletişim kurduğunu kaydeden Prof. Dr. Necati Demir, ninnilerin bebek ve çocuğun hayata atılmadan önce ilk eğitim aşaması olduğuna dikkat çekti. Türk annelerinin çocuklarına ahenkle, ezgiyle, çoğunlukla da duygu yüklü olarak sade bir dil ile söylediği ninnilerin anne ile çocuk arasındaki gönül bağını kurduğunu belirten Demir,
"Ninni metinlerine bakıldığında Türk milletinde eğitime daha beşikte başlandığı görülmektedir. Sade bir dille ve seçme kelimelerle söylenmesi, son derece arı ve duru olması, anadili eğitimi ile ilgili olmalıdır. Zira incelendiğinde Türkçe'nin temel kurallarının detaylı bir biçimde ninnilerin içinde yer aldığı görülmektedir. Günümüzde okul öncesi eğitimcilerinin 0-6 yaş grubu çocuklarımız için yönlerini Batı'ya dönüp kılı kırk yararak ortaya koyduğu 'okul öncesi eğitiminin temel kuralları'nın ninniler içerisinde yüzlerce kat fazlasıyla yer alması gerçekten dikkat çekicidir" dedi.
Tamamını okumak için tıklayınız...
Beşikteki eğitim aracı: Ninni
Türk kültüründe önemli bir yeri olan ninnilerin asıl fonksiyonu çocukları eğitmek olduğu ortaya çıktı. Ninniler çocukları uyutmak için değil, onları uyandırmak, eğlendirmek, sevmek için de söylenmiş.

Ninniler konusunda araştırmalar yapan ve Türkiye'nin birçok yöresini gezerek yaklaşık 4 bin adet ninni derleyen Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Eğitim Fakültesi Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Necati Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ninninin hemen her milletin edebiyatı içinde bulunduğunu ve değişik adlarla bilindiğini söyledi.
Tamamını okumak için tıklayınız...
Türk efsanelerinin ünü tüm dünyayı sarıyor

CUMHURİYET Üniversitesi’nden Prof. Dr. Necati Demir, Anadolu’da 20 yıl boyunca derlediği efsaneleri Almanya’da 2 seride 27 kitap olarak yayımladı. Demir, “Kitaplar Almanya üzerinden dünyaya yayıldı ve her yerde severek okunuyor” dedi.
Dünya Türk efsanelerini okuyor
Prof. Dr. Necati Demir’in 20 yıl boyunca Türkiye’nin çeşitli yörelerinden derlediği Türk efsaneleri Almanya’da seri halinde kitap olarak yayımlandı.
Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Eğitim Fakültesi Ortaöğretim Sosyal Alanlar Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Necati Demir’in yaklaşık 20 yıllık çalışma sonucu Türkiye’nin çeşitli yörelerinden derlediği Türk efsaneleri, Almanya’da seri halinde kitap olarak yayınlandı. Prof. Dr. Demir, sözlü kültürün en önemlilerinden biri olan efsanelerin; insan ile insanı, insan ile coğrafyayı, insan ile diğer varlıkları, insan ile maneviyatı birbirine gönül bağıyla bağlayan unsurlar olduğunu söyledi.
Tamamını okumak için tıklayınız... |
|
POST Bizim Gazete - Unsere Zeitung
 |
|
Kitap Hakkında
17.03.2009 Türkische Feenmärchen – Fantasiewelt der Türken
(http://www.schenken.net/cgi-bin/db_site.cgi/site_2298)
Bettgehzeit, Vorlesezeit! 1001 Nacht ausgelesen? Die Grimm´schen Märchen kennt man schon in- und auswendig? Dann ist es Zeit für eine Sammlung von Märchen und Fabeln, die hierzulande noch recht unbekannt sein dürfte - wurde sie doch schließlich vom Verfasser, dem Professor für türkische Literatur Dr. Necati Demir, bei einer Reise durch die Türkei zusammengestellt - von primären Quellen, ganz nach dem Vorbild der Gebrüder Grimm.
Mit dem titelgebenden Märchen Feenmädchen beginnt der Geschichtenzyklus, bei dem die Tiere sprechen, die Gottesgläubigen belohnt werden und die jüngste Tochter den Prinzen bekommt.
Im Zuge der Völkerverständigung und kultureller Dialoge merkt der verständige Leser schnell: so verschieden sind wir garnicht - die Geschichten ähneln in Inhalt und Aussage denen, die hierzulande erzählt werden.
Tatsächlich findet sich, auf eineinhalb Seiten zusammengepfercht, die türkische Version von Aschenputtel - ungleich gewaltloser als die hier bekannte Version; in Der fehlende Schuh wäscht die Stiefmutter ihrer eigenen Tochter lediglich die Füße, damit ihr der Schuh passt, und hackt ihr nicht Zehen oder Ferse ab. Am Ende bekommt natürlich die ungeliebte Stieftochter den Prinzen.

Statt "Es war einmal und ist nicht mehr" beginnen die Märchen hier eben mit "Es war einmal doch, und es war einmal nicht". Statt dem Kaiser regiert hier der Padischah, statt Bettlern werden die Geschichten von Derwischen bevölkert.
Ein paar fragliche Weisheiten sind dabei - so wird etwa in Der blinde Wolf ein Schafshirte dafür belohnt, dass er zu arbeiten aufhört, da Allah einem blinden alten Wolf Vögel mit Essen schickt. Fazit des Hirten: "Allah, der einen Wolf nicht vergisst und seine Nahrung zu ihm schickt, wird auch unsere Nahrung zu uns schicken." Wenn der Hirte alt und krank, gar blind, wäre, könnte man diese Schlussfolgerung unterschreiben, so liest man die Geschichte mit hochgezogener Augenbraue - ob der verqueren Logik des Hirten oder Allahs ganz besonderer Güte wegen, der den Hirten tatsächlich versorgt, sei dahingestellt.
Auf jeden Fall eine erfrischende Sammlung kurzer Märchen, ideale Häppchen für Bettgehgeschichten.
HM |
|
SUNUŞ
Kültür, bir millet veya topluluğa özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünüdür. Tarihî ve toplumsal gelişme süreci içerisinde yaratılan maddî ve manevî değerlerin tamamıdır. Kültür; toplumları birleştirir, bütünleştirir, barış içerisinde yaşamalarını sağlar.
Kültürümüzün çok uzun bir geçmişi ve muazzam bir derinliği bulunmaktadır. Bu yüzden çok büyük bir zenginliğe ve köklü bir yapıya sahiptir. Bu yüzden Mustafa Kemâl Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini yüksek Türk kültürü olarak belirlemiştir.
Kültürümüzün en önemli görevlerinden biri de eğitimdir. Okul kavramının ve okulların olmadığı zamanlarda eğitimin bütün çeşitleri halk kültürü ile yapılmaktaydı. Yani halk, tecrübeleriyle kültürünü oluşturuyor, onunla nesillerini eğitiyordu. Bu kültür unsurlarının bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
1. Ninniler: Ninnilerle 0-6 yaş arası çocuklar eğitilmekte, çok küçük yaştan itibaren hayata hazırlanmaktaydı. Çocuk ufku ninnilerle geliştirilmekte, yüksek seciyeli bir insan olmasının temeli atılmaktaydı. Alpliğe veya bilgeliğe hazırlanan çocuğa söylenen şu ninni, sadece bir örnektir:
Benim oğlum yiğit/bilge olacak
Güzel eli kılıç/kalem tutacak
Düşmanı önüne katacak/önünde eğilecek
Ninni benim kuzuma ninni
Yazının Tamamı... |
|
Kitabımız Hakkında
22.04.2009 Neue deutsch-türkische Homepage im Netz (http://openpr.de/news/271918/Neue-deutsch-tuerkische-Homepage-im-Netz.html)
(openPR) - Der Zwiebelzwerg Verlag aus Willebadessen hat zusammen mit der Künstlerin Heike Laufenburg, mit Prof. Necati Demir sowie mit dem Lehrbeauftragten Ibrahim Özbakir von der Cumhuryiet Universität in Sivas (Türkei) eine Homepage in deutscher und türkischer Sprache online gestellt. Die Homepage tuerkische-sagen.de stellt ein gemeinsames Buchprojekt für türkische Sagen vor. Auf eigenen Internetseiten werden gerade die Kinderbücher dieses Projekts kostenlos als E-Books angeboten und können mit allen Bildern in deutscher und in türkischer Sprache gelesen werden. Sie dienen sowohl dem Sprachvergleich, wie auch dem Erlernen, Wieder-Erlernen oder Vertiefen der jeweiligen Sprache.
Zwiebelzwerg Verlag
Gregor Christian Schell
Klosterstr.23
D-34439 Willebadessen
Tel&Fax 05646/1261
Für diese Homepage arbeitet der Willebadessener Zwiebelzwerg Verlag zusammen mit der Willebadessener Künstlerin Heike Laufenburg. Von der Cumhuruyiet Universität in Sivas zeichnet Prof. Dr. Demir sowie der Lehrbeauftragte Ibrahim Özbakir verantwortlich für dieses Projekt.
Die Internetseiten für die Kinderbücher sind
www.kecili-baba.de, www.uenye-burg.de, www.halbmondsage.de, www.baer-und-dieb.de, www.baumheiligkeit.de, www.das-himmelsbrot.de. |
|
DİL BAYRAĞIMIZ TÜRKÇE
İki yıl önce Mersin'de Türk bayrağı ayaklar altına alınmış, çiğnenmekten son anda bir güvenlik görevlisi kurtarmıştır. Bayrak çiğnemek gibi ahlaksızca, hayasızca davranışa Türk milleti, ülkenin her tarafında bayrağını yükselterek cevap vermiştir. Türk bayrağına karşı yapılan bu saldırıyı kınıyor, tepki gösteren herkesi kutluyoruz.
Yazının Tamamı... |
|
ÖNCE TÜRKÇE
Dil öğrenimi ve öğretimi ile ilgili bir gerçek vardır: "Çocuk; önce ana dilini iyi öğrenmeli; onunla okuma ve yazma yeteneğini geliştirmeli, kavram ve anlamda derinleşmeli, bu dille şahsiyet ve bilinç kazanmalı, kendisine güvenmeli, ondan sonra yabancı bir dil öğretimine geçilmelidir." Özellikle batı ülkelerinde bu konuda belki binlerce çalışma yapılmış, hep aynı noktalara ulaşılmıştır.
Yazının Tamamı... |
|
DERGİ, GAZETE ve TURİST REHBERLERİNDE TÜRKİYE'DEKİ YER İSİMLERİNİN YAZILIŞI ÜZERİNE
Türkçe, yabancı dillerin tesirinde kalmak bakımından pek çok kötü tecrübe yaşamıştır. Bu kötü tecrübelere karşı feryatlar Köktürk Dönemi'ne kadar inmektedir. Kül Tigin ve Bilge Kagan Abideleri'nde Türklerin yaptığı hatalar arasında sayılan, "Türk beyleri Türk adını bıraktı, Çinlilerin unvanını aldılar" ifadesi, kötü bir tecrübenin sonraki bütün nesillere ulaştırılması için taşa kazınmasından başka bir şey değildir. Çünkü Türkler kendi adlarını bırakıp unvanını aldıkları millet karşısında çok kötü bir varlık yokluk mücadelesi vermiştir. Fakat her nedense birkaç yüzyıl sonra aynı hatalar tekrar edilmiştir.
İçine girdiği medeniyet dairesinin dümen suyundan gitmeye başlayan Uygurlar; Çince, Tibetçe, Sanskritçe ve Soğdakçadan önce tercümeler yaparak dil birlikleri almıştır. Bu dil birlikleri daha sonra günlük hayata kadar uzanmış ve pek çok sıkıntılara mal olmuştur.
Türkler, zamanla bu sıkıntıyı da unutmuşlar, Anadolu'ya yerleşme mücadeleleri verdikleri günlerde Farsça ve Arapçayı eğitim ve devlet işlerinde kullanmışlardır. Farsça ve Arapça kullanımı günlük hayata da ileri derecede yansımıştır. Türk toplumunun ve Türkçenin bunaldığı bir zamanda, Karamanoğlu Mehmet Bey'in devlet ve millet hayatının her kesiminde Türkçenin kullanılacağı konusundaki meşhur buyruğu ile bu sıkıntı da aşılmıştır.
Türk milleti, Karamanoğlu Mehmet Bey'in gösterdiği yolun aydınlık olduğunu hemen fark etmiştir. Bu yüzden Eski Türkiye Türkçesi, Türkçenin en sade ve en temiz kullanıldığı devirlerinden biri durumuna gelmiştir.
Yazının Tamamı... |
|
TÜRKİYE’NİN BEKÇİSİ TÜRKÇEDİR
Türkiye ve Türklüğün bir siyasî sınırı, bir de kültür sınırı vardır. Siyasî sınırımız, içinde bulunduğumuz vatan iken kültür sınırımız, Türkçenin konuşulduğu her yere uzanır. Üzerinde hangi bayrak dalgalanırsa dalgalansın, Türkçenin yazıldığı ve konuşulduğu her coğrafya Türk kültür sınırının içerisindedir. Günümüzde kuzeydoğu Asya’dan Afrika’nın ortalarına, Çin Seddi’nden Avrupa’nın içlerine kadar Türk milletini birbirine bağlayan en önemli bağ Türkçedir.
Coğrafyayı vatan, insanları millet yapan unsurların en başında dil gelir. Ayrıca dil, coğrafyanın ve milletin en önemli bekçisidir. Hem siyasî hem de kültür sınırımızın bekçisi de Türkçedir. Dolayısıyla Türkçenin kullanılması ve Türkçe öğretiminin önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
Almanlar, II. Dünya Savaşı’nda Fransa’yı işgal ettiğinde Alsace ve Lorraine’deki okullarda Almancadan başka dil öğretilmesini yasaklarlar. Öğretmenler ve öğrenciler Fransızcanın ne kadar önemli olduğunu o zaman fark ederler. Geriye dönüp baktıklarında Fransızcanın öğretimi ve öğrenimi konusunu ne kadar ihmal ettiklerini o zaman anlarlar. Aileler daha fazla para kazanabilmek için çocuklarını tarlalara ve dokuma tezgahına göndermişler, öğretmenler çocuklara bahçelerini sulatmışlar ...
Yazının Tamamı... |
|
TÜRKÇENİN FARSÇA BATAĞINA SAPLANMASI VE TARİHİN İNGİLİZCE İLE TEKERRÜRÜ
Tarih boyunca Türkçe, Türk milletinin millî birliğinin en önemli dayanağı olmuştur. Bir başka söyleyişle Türk milleti tarih boyunca birliğini Türkçe ile sağlamıştır. Dilde birlik bozulunca, millî birlik de zayıflamış, her defasında bedeli çok ağır ödenmiştir.
Yazının Tamamı... |
|
tuerkisch deutsche Literatur
Tarih: 16.02.2010 Saat: 10:56 (19 okuma)
Konu: Haber
|
|
|
(Devamı... | Puan: 0)
|
|
2. Uluslararası Türk Kültür Kurultayı , 3-5 Aralık 2009 - Fethiye/Muğla
Tarih: 09.12.2009 Saat: 22:07 (101 okuma)
Konu: Haber
|
2. Uluslararası Türk Kültür Kurultayı 3-5 Aralık 2009 tarihleri arasında Fethiye'de gerçekleştirildi.
Kongreye MHP Muğla milletvekili Metin Ergun, Fethiye Kaymakamı Mehmet Ali Karatekeli, Fethiye ilçe Emniyet Müdürü Harun Drama başta olmak üzere birçok sivil toplum örgütü, kurum ve kuruluşların daire amirleri katıldı.
Fethiye Görüntüleri İçin Tıklayınız
|
|
(Devamı... | 4122 byte kaldı | Puan: 5)
|
|
Mısır Programı
Tarih: 10.11.2009 Saat: 23:24 (104 okuma)
Konu: Haber
|
Türk Kültürü Araştırmaları Kurumunun Mısır’ın Başkenti Kahire’de düzenlediği “Türkiye-Mısır-Afrika İlişkileri Sempozyumu”nda bildiri sunmak, Türk Dili, Kültürü ve Tarihi konularında araştırmalar yapmak üzere 2-9 Kasım 2009 tarihleri arasında Mısır’da bulunduk. Çalışmalardan elde edilen sonuçlar daha sonra bilim dünyası ile paylaşılacaktır. Saygılarla...
Mısır Görüntüleri İçin Tıklayınız
|
|
(Devamı... | Puan: 0)
|
|
Bulgaristan Programı
Tarih: 10.11.2009 Saat: 23:21 (97 okuma)
Konu: Haber
|
Şumnu Türk Kültür Evi’nin düzenlediği “II. Genç kalemler Şiir Yarışması”nda “Türk Şiirinin Dünü, Bugünü ve Geleceği” başlıklı “açılış/sunuş konuşması” yapmak, Türk Dili, Kültürü ve Tarihi konularında alan araştırmaları yapmak üzere 15-18 Ekim 2009 tarihleri arasında Bulgaristan’da bulunduk. Alan araştırmalarında elde edilen belge ve bilgiler müstakil çalışmalar olarak okuyuculara sunulacaktır. Saygılarla...
Bulgaristan Görüntüleri İçin Tıklayınız
|
|
(Devamı... | Puan: 0)
|
|
Suriye Programı
Tarih: 28.09.2009 Saat: 00:35 (116 okuma)
Konu: Haber
|
“Oğuzlar” (Dil-Tarih-Coğrafya)” konusunda arşiv ve alan araştırması yapmak üzere 18 Eylül 2009’da Suriye’ye gittik. 18-23 Eylül 2009 tarihleri arasında Lazkiyye, Halep, Rakka başta olmak üzere pek çok şehrin kütüphanelerde kaynak araştırması yaptık. Ayrıca adı geçen şehirlerde, ilçe ve köylerinde alan araştırmaları yapılmış, pek çok kişi ile görüşülmüş ve etografik malzemeler incelenmiştir.
Suriye Görüntüleri İçin Tıklayınız
|
|
(Devamı... | Puan: 5)
|
|
Gürcistan Programı
Tarih: 15.09.2009 Saat: 21:57 (151 okuma)
Konu: Haber
|
“Oğuzlar” konusunda arşiv ve alan araştırması yapmak üzere 6 Ağustos 2009’da Gürcistan’a gittik. 6-11 Ağustos 2009 tarihleri arasında Batum, Ahıska, Gori, Rustavi, Kutaisi ve Tiflis şehirlerinin kütüphanelerde kaynak araştırması yaptık. Ayrıca adı geçen şehirlerde, ilçe ve köylerinde alan araştırmaları yapılmış, pek çok kişi ile görüşülmüş ve etografik malzemeler toplanmıştır.
Gürcistan Görüntüleri İçin Tıklayınız
|
|
(Devamı... | Puan: 5)
|
|
Ukrayna Programı
Tarih: 20.06.2009 Saat: 14:52 (200 okuma)
Konu: Haber
|
Ukrayna Şevçenko Üniversitesi ve Institution of The Folkloric Research tarafından 25-30 Haziran 2009 tarihleri arasında Kiev-UKRAYNA’da ortaklaşa düzenlenen Türkiye-Ukrayna Kültür İlişkileri - VII.Uluslararası Gagauz Kültürü Sempozyumu’na “Saltık-name ve Oğuz-name’ler Işığında Gagauz Türkleri” başlıklı bildirimizle katılacağız.
|
|
(Devamı... | Puan: 5)
|
|
Belçika Programı
Tarih: 20.06.2009 Saat: 14:50 (186 okuma)
Konu: Haber
|
Erciyes Üniversitesi ve Türk Dernekler Birliği tarafından 14-16 Mayıs 2009’da Anvers – BELÇİKA düzenlenen II. Uluslararası Eğitim ve Kültür Bağlamında Avrupalı Türkler başlıklı kongreye “The Essence of Chıldren Educatıon And Adaptatıon: Chıldren Games” başlıklı bildirimizle katıldık.
|
|
(Devamı... | Puan: 5)
|
|
Makedonya Programı
Tarih: 20.06.2009 Saat: 14:48 (198 okuma)
Konu: Haber
|
Institution of The Folkloric Research tarafından 8-12 Mayıs 2009 tarihleri arasında Üsküp -MAKEDONYA’da düzenlenen XIV.Uluslararası Türk Kültürü Sempozyumu’na “Oğuzlar’ın Doğu Avrupa’ya Geçmesi ve Mekedonya’da Oğuz İskânları” başlıklı bildiri ile katıldık. Ayrıca 10 Mayıs 2009’da Gastivar şehrinde “Türklüğün Dünü, Bugünü ve Yarını” konulu bir konferans verdik.
|
|
(Devamı... | Puan: 5)
|
|
Kosova Programı
Tarih: 20.04.2009 Saat: 23:12 (252 okuma)
Konu: Haber
|
Kosova Arşivleri Genel Müdürlüğü ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA)’nın işbirliği ile 14-16 Nisan 2009 tarihleri arasında Kosova’da gerçekleştirilen “Arşiv Belgelerinde Kosova ve Osmanlı Devleti” konulu sempozyuma “BAŞBAKANLIK OSMANLI ARŞİVLERİNE GÖRE 1877-1912 YILLARI ARASINDA KOSOVA’DA EĞİTİM VE ÖĞRETİM” başlıklı bildiri ile katıldık.
Geniş Bilgi İçin Tıklayınız
|
|
(Devamı... | Puan: 5)
|
|
|  |
|
İstiklâl Marşı
|
 |
|
|
Pano
|


|
|
|